b etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
b etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Blogger AdSense Maceraları Bölüm 1- Kayıt

Değerli blog yazarı buralara uğradıysan belli ki bir bloğun var ve hiçbir şey yapmadan Larry Page kadar para kazanmak istiyorsun ya da yeni Zuckerberg sensin. Öncelikle dur bakalım senin bloğun reklam alacak kadar değerli mi? 

Adsense reklamlarına kayıt olmak için Google amcanın kapısını çalmadan önce şu kurallara uyuyor musun bir kontrol et. Kurallara uymuyorsan zaten kayıt olamazsın. Sonra vay efenim "Adsense kayıt olamıyorum", "Bloğum neden kabul edilmiyor?" diye çözüm aramaya çalışırsın.

Kurallara uygun içeriğin varsa kayıt olmak 2dk, reklamların görünmesi 1 veya 2 gün sürecek. Uymuyorsan insanları boşuna uğraştırma Google’yi kandıramazsın. Hadi çok uyanıksın 1-2 kere kandırdın yakalarsa kulağından tavana asar, bir daha o siteyle, reklam sokağına giremez hale gelirsin.


İçeriğim Adsense’ye Uygun Mu?

1-Pornografi, yetişkinlere uygun içerik. 
Seksüel içerik internet alemin de prim yapıyor olabilir ama Google reiz bir mahalle abisi edasıyla ağırlığını koyar ve bu tarz uyanık pazarlamacı taktiklerinde kendi sokağında asla müsaade etmez.

2-Şiddet, nefret dolu konuşma, ağır küfür, zorbalık veya birey ya da gruba zarar verilmesini savunan benzer içerikler.
Hepimiz insanız sende tuttun nasılsa internette yazdıklarımdan bana bir şey olmaz dedin. Sağa sola saldırdın, klavye delikanlılığının raconunu sen kestin. Olmadı. Google abin sana bunu yakıştırmadı, efendi olacaksın ciğerini yiyeceksin. ;)

3-Bilgisayar korsanlığı, program kırma, kötü amaçlı yazılım, istenmeyen yazılım.
Korsanlığı, program kırmayı anladık peki bu yazılımın kötü amaçlı olduğunu nerden anlayacağız?
Aslında çok basit: kullanıcıları yanıltan yazılımlar olmayacak. Örnekse sitene bir yazılım koydun ve öyle inandırıcı anlattın ki “kullanıcıyı o programı indirirse armut tadı alacağına” inandırdın. Adam indirdi aha ne çıksa ağzına ayva tadı geliyor. Bide damağına yapıştı mı? Etrafta su da yok. Herkesin başına gelen şu olayları hatırla; bir şeye tıkladım sürekli aynı site çıkıyor, ne yapsam silemiyorum acayip reklamlar doluştu, format mı attırsam galiba virüs bulaştı. Şimdi sende kendi kullanıcına böyle bir ayvayı armut görünümünde yedirdiğini sanıyorsun ya. Adam sürekli senin sitene girmek zorunda kalacak falan. İşte adsense açısından ayvayı sen yedin. Google’ın gözüne görünme.

4-Yasa dışı uyuşturucu, bira veya sert alkollü içecek, tütün veya tütünle ilgili ürünler, reçeteli ilaçlar, silah veya mühimmat satışı, tez veya ödev satışı.
Blogda bunların satışını yapmıyorsundur herhalde, yok yok yapmazsın. Yapıyorsan da yürü git bide reklam peşinde koşuyor. Töbe töbe. Adam baron çıktı Rıza baba.

5-Nesli tükenmekte olan türlerden elde edilen ürünlerin tanıtımını ve reklamını yapan ve bu ürünlerin satışını teşvik eden içerik.
Bu kural hassasiyet içerir. Aslında bu kuralı ihlal eden ünlülerin falan isimlerini Google silse tamamen on numara olmaz mı? Neyse efenim Google nesli tükenmekte olan kaliteli içeriğe sahip web sayfalarını sever, korur, kollar ama bu durumdaki canlılara yapılan bu haksızlığa sessiz kalmaz reklamınızı keser.

Bütün bu kurallara uyan içeriğe sahip bir bloğa sahipseniz reklam almak gerçekten 2dk’nızı alacak. İşin en zor kısmı: kaliteli ve özgün içeriğe sahip olmak. Artık para kazanmaya hazırsınız.


blogger adsense kayıt, hızlı onay

Adsense’ye Kayıt Aşamasında Yapılması Gerekenler

Hemen blogger hesabımızı açıyoruz. İstatistikler’in hemen altında Kazançlar diye bir bölüm var ona tıklayıp Adsense alt bölümünden talimatları takip ediyoruz. Doğru bilgiler vermeye özen gösterin zira ilerde ödeme alırken başınıza dert açmasın. Kayıt oldunuz artık onay beklediğinize dair bilgi notu görüyorsunuz. Yukarıda size söylediklerimi dinlediniz mi yoksa okumadan alt kısma mı geçtiniz şimdi Google benim yerime sizin bloğunuzu denetleyecek.


AdSense Hızlı Onay Almak İçin Yapılması Gerekenler

1-Öncelikle basit bir yol olması açısından Blogger hesabınızdan Kazançlar kısmına gelin AdSense bölümünden Blog'da reklam göster kısmını Evet olarak seçip reklamın görünmesini istediğiniz yeri belirleyip Ayarları kaydet deyin. 

Sonra kontrol panelinizin Yerleşim bölümünde AdSense isimli gadget göreceksiniz. Buradan reklam boyutunuzu düzenleyebilir. Gadget ekle kısmından yeni AdSense reklamları ekleyebilir. Google AdSense hesabınıza giriş yaparak Reklamlarım - Reklam Birimleri - Yeni Reklam Birimi kısmından istediğiniz şekilde reklam oluşturup kodunu Gadget ekle - HTML/JavaScript Gadget kısmına yapıştırarak ekleyebilirsiniz. Bu aşamada çok fazla birim oluşturmanıza gerek yok sonra istediğiniz kadar değişiklik, ekleme, çıkarma yapabileceğinizi unutmayın.

Şimdi bloğunuzu kontrol ederseniz belirlediğiniz alanlar boş görünecek. Bunu niye yaptık? Boş bir reklam birimi oluşturduk, amacımız Google yetkililerine alacağımız reklamı nerede yayınlayacağımızı önceden göstererek zaman kazanmak. Mail gelsin sonra yaparım diyorsanız siz bilirsiniz.

2-Hızlı onay almak için yapılması gereken bir sonraki adım elbette kaliteli içerik üretmeye devam etmek. Onay sürecinde beklemenize gerek yok, özgün içerik üretmek onay sürecinize olumlu yansıyacaktır. Dur ben reklamı bir alayım yeni yazılarımdan deliler gibi para kazanacam diye düşüyorsanız, sakin olmalısınız bu iş kesinlikle sabır işi bunun hep farkında olun. Sabırla kaliteli içerik üretin, kandırmayın, insanları yanıltmayın. 


Google AdSense’den 2 Günde Reklam Aldım

Yukarda size ifade ettiğim şeyleri bir yerden uydurmadım, daha birkaç gün önce bizzat yaşadım. Bu şekilde akşam AdSense’ye başvurumu yaptım. Sabahına ilk onayı aldım. İçerik incelemesiyle ilgili ikinci onay ise yine bir gün sonra geldi. Ne mail attım, ne formlara yazdım, ne gizlilik sayfası falan oluşturdum. Bir baktım benim blogda reklam var. Şaşırıp hesabıma girdim AdSense mail atmış reklamların gösterilmeye başladığına dair. Hafızam kötü ve zamanları yanlış hatırlıyorum diyelim en fazla reklamların görünmesi 2 gün sürdü diyebiliriz.


AdSense Reklamları Gösterilmeye Başladıktan Sonra
Öncelikle şunu asla unutmuyoruz başvurunuzu yaparken uymanız gereken kurallar geçerliliğini koruyacak ve Google sizi sürekli denetlemeye devam edecek. Reklam aldıktan sonra uymanız gereken kurallar azalmadı aksine arttı. 



AdSense Onaydan Sonra Uyulması Gereken Kurallar

1- Google reklamlarının aldığı tıklamaların, kullanıcıların hakiki ilgisinden kaynaklanması gerekir. Her ne sebeple olursa olsun, kendi reklamlarınızı tıklamanız yasaktır. 
Bu kurala çok dikkat etmelisiniz, burada Google reklam verenin yanıltılmasına asla müsamaha göstermeyecektir.  Dedim ya bende yakın zamanda reklam aldım diye. Bloğa yoruma cevap vermek için girdim. Bide baktım tam aradığım bir konunun reklamı var. İçim gitti ama tıklayamadım. Meraktan çatladım. Google’dan reklam alıyorsanız bu kurala hep dikkat etmelisiniz. 


2- Yayıncılar, diğer kişilerden kendi reklamlarını tıklamalarını isteyemez veya tıklama almak için hiçbir aldatıcı uygulama yöntemi kullanamaz.
En önemli kurallardan biriside bu asla insanların reklamları tıklamasını teşvik edemezsiniz. Google bunu anında tespit edecektir. Unutmayın istatistiki verilerden tutunda bir sürü argoritmayı gözeten Google böyle aldatıcı bir durumu hemen fark edecektir. Aldatıcı olmadığını var sayalım yine de insanları teşvik edemezsiniz bakın Google özellikle ne diye uyarmış: "Reklamları tıklayın", "bizi destekleyin", "bu bağlantıları ziyaret edin" gibi ifadelerle veya benzer bir üslup kullanarak, kullanıcıları Google reklamlarını tıklamaya teşvik edemez.


Son olarak “AdSense program politikaları” hep başucu kitabı gibi yanınızda bulunmalı, atacağınız adımlarda sürekli dikkatli davranmalısınız. Şunu hep aklınızda tutun adsense kuralları özünde hep şunu söyler: dürüst ol, yanıltma! Kullanıcılarınıza ilgilenmediği reklamı tıklatmaya çalışmaz, değişik yöntemlerle yapay tıklamalar oluşturmaz, AdSense’yi dolandırmaya kalkmazsanız bir ömür mutlu yaşarsınız. Aksi durumda formlarda “banlandım ! banlandım!” şeklinde başlıklar açarsınız da iş işten çoktan geçmiş olabilir.


Buraya kadar okuyan kaldı mı? Bilmiyorum. Eğer sesimi duyan varsa; 
AdSense reklam yerleşimi?
Bloğuma reklam yerleşimimi nasıl yaptım?
Blogger AdSense reklamları yazı içine nasıl yerleştirilir?
Blogger yazı başlığının altına ve yazının sonuna nasıl reklam eklenir?
Ana sayfada veya sadece yazı içinde reklam gösterimi nasıl yapılır?
Adsense reklamı blogger yazı sayfasının üst kısmında sağına ve soluna nasıl eklenir?
Tüm yazıların içinde reklam nasıl gösterilir? 
Tek-tek popüler yazılara reklam yerleşimi nasıl yapılır?
Özetle A’dan Z’ye Blogger’da reklam yerleşimi hakkında bir rehber hazırlıyorum. Rehberi inceleyerek istediğiniz kadar kombinasyon yapabileceksiniz. Rehberi hazırlamak biraz sürebilir ama dediğim gibi talep olursa neden olmasın. Herkesin işine yarasın. Takipte kalın. :) 

Bloglar Basın Özgürlüğüne Sahip Çıkmalı


Blog yazarları basın özgürlüğüne sahip çıkmalı. Bu bir tavsiye değil zorunluluktur. “Blogların özgürlüğe sahip çıkması kimin umurunda?” diye düşünme vakti değildir, vakit İbrahim’in ateşine bir damla su taşımak vaktidir. Vakit Ahmet Şık’ca durma vaktidir.


Blog yazarları basın özgürlüğüne sahip çıktıkça kendi özgürlüğüne sahip çıkacaktır aslında. Basının internete yöneldiği, internetin ise her geçen gün daha fazla sansürlendiği bir ülkede biz birbirimize sahip çıkmazsak artık renklerimizi gizlemeden yaşayamaz hale geleceğiz.


Geçenlerde bloglovin’in kapatıldığını buradan duyurmuştum. Daha birkaç gün önce bir blogger arkadaşımız “yeğenini mülakatlarda fişlemesinler” diye bütün siyasi yayınlarını kaldırmak zorunda kaldı. (İsmini onay verirse açıklarım. Edit: bücürükveben) Bugün tutuklananlarla taban tabana zıt dünya görüşüne sahip olsa da sansür onun da kalemini kırdı. Belki bugün blog yazarları tutuklanmadı ama ya tüm basın susturulduğunda? 


bloglar basın özgürlüğü

Cemaati mi savunuyorsun sen? Yıllar önce cemaat yurdunda kalmış, en çaresiz zamanında(köyden okumaya gidenler bilir.) “Hocaefendi’yi eleştirdin!” diyerek kovulmuş biri olarak yazıyorum. Evet, cemaati savunuyorum. Aslında cemaati memeati bilmem arkadaş ben, yazdıkları yüzünden tutuklananların, olmadığı bir ülke talep ediyorum. 


Tutuklanmaktan korkmuyor musun? Korkmaz mıyım ulan? Avukata dilekçe yazdıracak param bile yok ya da tanıdığım birileri. Tek güvencem katilimi İsmail Saymaz'a emanet etmiş olmam. 


Bide hangi örgütü uyduracaklar blog yazarlarına kim bilir? 
Ne yapalım arkadaş? Korkuyoruz diye susalım mı? Gezi’de de korkarak ama dim dik durmadık mı ağaçların gölgesinde? Alıştık.


Dün; Nedim Şener, Ahmet Şık
Bugün; Hidayet Karaca, Ekrem Dumanlı
Yarın; Kulağakaçanlar, Sen

En azından birbirimizin ifade özgürlüğüne sahip çıkamaz mıyız?
Özgürlük senin özgürlüğündür.


#basınaözgürlük  #bloglaraözgürlük 

Not: Ahmet Şık’ın bugün attığı twit: “Birkaç yıl önceki faşizm döneminin kudretli sahiplerinden Cemaat'in bugün yaşadığının adı da faşizmdir. Faşizme karşı çıkmak erdemdir.”

Bloglovin Kapatıldı

Bloglovin hakkında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı idari tedbir uygulamaktadır. Şeklinde bir yazıyla karşılaşmak siz blog yazarlarını ve okurlarını şaşırtmasın artık Türkiye'de yaşadığınızın farkına varın sayın okur yazar internet kullanıcıları.

Bloglovin aslında okumak istediğiniz internet sayfalarını eklediğiniz ve o sayfaya girilen en güncel yazıyı karşınıza çıkaran bir takip hizmetidir. İstediğiniz bloğun yazdığı yazıları görmek ve yeni bloglar keşfetmek için kullanılır. Böyle bir site neye dayanarak kapatılır? Eğer bilen varsa aydınlatsın gerçekten merak içindeyim. İçerik üretmeyen bir site niye kapatılır?

Bloglovinin kapatılması kime zarar verir? Benim gibi blog okuyucusuna tabi ki tek tek blog gezip "güncel yazı var mı?" diye bakmak yerine buradan son yazıları takip etme imkanım elimden alınır.

Google friend connect servisi kapanacak diye bir çok blog takipçilerini bloglovin'e yönlendirmişti. Doğal olarak daha Google şirketi "google friend connect" servisini kapatmadan Tib, bloglovin servisini kapattı. Her alanda lider olmaktan kasıt bu olsa gerek.

Neyse efenim siz değerli yazarlarla benim gibi okuyucular arasına bir engel daha çekilmiş oldu.

bloglovin kapandı

Gelelim komplo teorilerine;

Komplo1: Çok değerli devlet adamlarımız blog takip etme servisini o kadar tehlikeli buldu ki her yıl yüzlerce maden işçisinin ölmesine neden olan başı bozuk  maden ocaklarını insan onuruna yakışır çalışma ortamları haline getirmek yerine önce bloglarla takipçilerinin arasını bozmaya karar verdi.
Sosyal konularda yeterince ses çıkarmayan bloglara çok kızan devlet yetkilileri "Soma'yı siz unutturdunuz" diyerek blog yazarlarını cezalandırmak istedi. Ki ben bu gün meydana gelen maden kazasının olacağını aylar önce bildirmiştim. "SOMA: UNUTUYORUZ VE ÖLMEYİ BEKLİYORUZ"

Komplo2: Bloglar arasında her geçen gün dayanışmanın azaldığını fark eden Tib yetkilileri "Acaba bi kaç yeri kapatsak internetime dokunma eylemi tarzı bir durum olurda tekrar bir dayanışma ortamı yaşanır mı?" diye bir test olarak bloglovin'i kaptırmış gibi yaptı.

Netice: Bir blog takip servisi neye dayanarak kapatılır? Ey Atinalılar! 

Bloga Müzik Eklemek Tacizdir

Bloga müzik eklemek en basitinden tacizdir. Blog açanlar nasıl olurda blog okurlarını bu konuda dikkate almazlar anlayamıyorum. Bloglar çoğu zaman benim zihin dünyamda yeni yeni pencereler açan samimi içerikler üreten internet sayfalarıdır. Belki de internette okuyucusuyla en fazla etkileşime geçen ortamlar bloglardır ama müzik konusunda blog yazarlarının bencillikleri beni hayrete düşürmeye devam ediyor.


“Taciz” ifadesinin ağır kaçtığını düşünmeyin neredeyse tam olarak karşılığı bu kelimedir. TDK’ya göre “Tedirgin etme, rahatsız etme” anlamına gelen taciz Vikipedi’ye göre “Taciz birçok kötü davranışı kapsamaktadır. Kelime hukuki bir anlamda kullanıldığı zaman tehdit edici, rahatsızlık veren ve toplum tarafından tasvip edilmeyen davranışları kasteder.”


Şimdi duyarlılık ve empati konularında hepimize değerli dersler veren blog yazarlarına soruyorum “Acaba insanların sizin bloğunuzu okumak için sizin kafanızdaki hazırlıkları (takım elbise, makyaj, saç, ortam) yaptıktan sonra arzuladığınız müzik eşliğinde istediğiniz yazıyı okumaya başlayacaklarını mı hayal ediyorsunuz?” Müsadenizle ben size gerçek dünyadan bir iki ihtimal ifade edeyim;


bloga müzik eklemek

Varan 1
Bütün günün yorgunluğu üzerinize çökmüştür. Kendinize bir kahve koyup yatağa uyuyan eşinizin yanına uzanmışsınızdır. İnternette biraz gezinip beğendiğiniz birkaç bloğa bakmak için okuma listenizde geziniyorsunuzdur. Sonra bir tık ve “dan dan dan!” eliniz ayağınız dolanır kapatmak için ama ne çare eşiniz korkarak uyanmıştır “Ne oldu? Bişey mi oldu?”.

Varan 2
İşyerinde yoğun bir çalışma temposu geçiriyorken  sosyal medyada gezinmek istemişsinizdir. Bir iki dakika bakıp çıkacakken paylaşılan bi başlık dikkatinizi çekmiştir. Sonra bir tık ve “dan dan dan!” eliniz ayağınız dolanır kapatmak için ama ne çare müdürünüzün bakışları artık tüm gün ekranınızda olacaktır.

Varan 3
Önemli bir araştırma yapmak üzere kütüphaneye gitmişsinizdir. Üniversite kütüphanesine özel bir izinle girmiş ve buradan önemli bilgiler alarak çalışmanıza yön vermeyi hedeflemişsinizdir. Bi konuda bilgisayarınızı açıp internetten arama yapmaya başlarsınız. Sonra bir tık ve “dan dan dan!” eliniz ayağınız dolanır kapatmak için ama ne çare herkesin bakışları size yönelir ama açıklama yapamazsınız.

Diğer İhtimaller: Yorumlarla birlikte gelen ihtimaller alt bölümde listelenmektedir.

Sadece yazıyı okumak için tıkladığınız sayfada “dan dan dan!” diye müzik çalmaya başlaması yetmiyormuş gibi şimdi birde gazete reklamları başladı. Neymiş? ”Bayılarak takip ettiğimiz bir gazete sosyalleşmişmiş. Gazeteyi anında takip etmek için üye olacakmışız. Ne sosyallik ama”.Tam biraz blog okumak için listemi açıyorum, birkaçına baktıktan sonra karşıma bu reklamın çıkmasıyla yine tüylerim havalanıyor. Bu uyanık gazetenin videosunu bir kez eklediler mi anasayfa da bile bu reklam çıkıyor, direk açılıyor bunu anladım. Merak ettiğim bu reklam ne kadar gelir getiriyor da tüm okuru göz ardı edip,  bunun reklamını yapma gereği duyuluyor?


Son olarak siz değerli “müzik gurusu” blog yazarlarının “seçtiği parçaların rahatsızlık vermeyeceği” konusunda sizi eleştirmenin düşünülemeyeceğini iddia ediyor olabilirsiniz. 
Haklısınız.
Cahilliğime verin.


Not: Bahsi geçen uygulama blog açılırken açılan müzikle ilgilidir. Yoksa bir parça veya bir liste oluşturup bunu dinleme konusunda kararı okura bırakan bloglar kastedilmemiştir.

Diğer İhtimaller: Yorumlarla birlikte öğrendiğimiz ihtimallerdir. İsme tıklayarak yorum sahibinin bloğuna ulaşabilirsiniz.

Varan 4
Zamska : Kendi dinlediğim müziğe karışıyor bi anda. O yüzden o bloglara girerken hazır olda bekliyorum. Sayfa yüklensin hemen kapatmalıyım....

Varan 5
Ruhsuz Atmaca : Tam bloga girdiğim sırada, bir "destur" diyorum. Bazen korkutup kaçırıyor insanı, ne bazen her zaman :)))

viva makyaj : Bazen aksamlari böyle sessiz ortamda oturuyorum, yorulmusum zaten, evde tik yok, hersey kapali, müzik bile dinlemiyorum, bloglari okuyorum, yorum yaziyorum, bir yere tikliyorum ve BÄÄÄÄM resmen yerimden sicriyorum birden resmen korkuyor insan birde hareketli bir parcaysa haha :D
Ama bazen begendigim bir sarki oluyor ve sirf onu dinlemek icin bile arka planda blogu acik tutuyorum ;)

Varan 6
Emrah Özdemir : Müzikli blogların geçerli bir sebebi varsa sözüm yokta eğer öylesine ekliyorsa biraz sorun olabilir. Malum bende kotalı internet kullanıyorum :D Fazla kota yiyor efendim.

Varan 7
Şeyma B. Kaptan : Biz bloglara yazılanları okumak için giriyoruz. Mesela ben bazen müzik çalarken okuduğumu anlamam. Vize ve final dönemlerimde de böyleydim. Herkes uyuduktan sonra kalkar ders çalışırdım. Aynı şekilde müzik dinlerden konuyu okumak zorlaşıyor. Bir de senin sevdiğin müziği biz seveceğiz diye bir şey yok ki be kuzum. Bu yüzden bilgisayarımın sesi hep kısık. O kadar can sıkıcıymış yani :)

Anarsi : Bundan ben de şikayetçiyim. Müzik olmasın demiyorum. Kişilerin dinlemek isterse tuşa basıp dinleyeceği müzik listesi oluşturabilir. Hoşuna giden dinler hoşuna gitmeyen dinlemez. Benim hoşlanmadığım şey yazı okurken dikkatimi dağıtan müziğin olması. Kapatıyorsun belli bir süre ama benim şevkim kırılıyor cidden okuma isteğimi alıyor birden. Yazıyı okumayıpta çıktığım blog çoktur. :)

Blogspot Nasıl At Gözlüğü Oldu?

Blogspot

Blogspot kelimesine takmış bulunmaktayım sayın okuyan. Ben zaman buldukça blog okumaya çalışan, iyi blogları sık sık ziyaret eden, başarılı blogcuların fikirlerine değer veren bir blog okuyucusu olarak son zamanlarda bu “blogspot” kelimesinin bana bir at gözlüğü gibi yapıştığını düşünmeye başladım.

Zaman zaman takip ettiğim blogların dışında google da blog ararken buluyorum kendimi. Günlerden bir gün yine böyle bir arayıştayken fark ettim ki google da arama yaparken “blogspot” yazarak arama yapıyorum. Bu durum bir hayli canımı sıktı. Zira blogger servisinin dışında da çok başarılı blogların olduğunu biliyorum. Kim bilir bilmediğim başarılı ne kadar çok blog var?


Blogspot bana nasıl at gözlüğü oldu?


1-Bu sorunun bence temel nedeni “Google Friend Connect” servisi. Bu servisten yararlanırken elbette blogspot uzantılı blogları takip etme zorunluluğu yok ama kabul edersiniz ki hem kullanım kolaylığı hem de okuma listesine link eklerken 300’le sınırlı olması beni blogspot uzantılı siteleri takip etmek konusunda zorluyor. Çünkü bu şekilde herhangi bir sınırlama yok.

Takip ettiğimiz blogların güncel yazılarına ulaşmak için Friend Connect’e mecbur değiliz. Mesela ben Bloglovin servisini kullanıyorum ama bu da tam olarak çözüm değil. Çünkü zaten kısıtlı olan boş zamanlarda, blogger’a giriş yaptıktan sonra bide başka başka servisleri açıp, bi kısım bloğu oradan bi kısmını diğer taraftan takip etmek, okumakla harcamak isteğim vaktimi yok ediyor.

blogspot oku

2-Bir diğer önemli etken blog yazarları. Blog yazarları genel olarak hangi servisi kullanıyorsa o servisi kullanan blogları takip etme eğiliminde. Bunun en basit örnekleri aslında blog kodları konusunda destek aldığımız siteler. Onlar bile “wordpress bilmem neleri”, “blogger bilmem neleri” şeklinde ayrılmış durumda. 

Genel izlenim olarak blogları okuyanların, yorum bırakanların çoğu, blog yazarı. “Körlerle sağırlar birbirini ağırlar.” durumuna ne kadar uzağız? Madem kendimiz yazıp kendimiz okuyoruz neden bide servis servis ayrılıyoruz?
Örneğin; Blogcu gardaşlar, WordPressci ağabeyler,  Bloggercı ablalar, Tumblrcı arkadaşlar…
Bahse varım bunlardan hangisini kullanıyorsanız takip ettiğiniz blogların büyük çoğunluğu da o servise ait.

3-Son olarak şu listeler benim blog dünyasına bir at gözlüğüyle bakmama sebep oldu. Hepiniz bilirsiniz en iyi bloglar, okunası bloglar, süper bloglar, en okunası süper bloglar listesi bu listeler vb. genel olarak listeyi yapanın arkadaşlarının bulunduğu bu listeler çoğunlukla beni kısır bir çevreye mahkum ediyor. Tam bu noktada sözlüklere göz atıyorum. Sözlükçülerin kendi bloglarını paylaştıkları listelerden, farklı bişey bulmanın imkansızlığı karşılıyor beni.


Blogspot at gözlüğünü nasıl çıkarırım?


Bu noktada hayal kurmak istiyorum.

Belki bi gün bütün blogların bulunduğu bir site kurulur. Bu sitede o gün aradığım konuda binlerce blog yazısı listelenir. En beğenilen, en tartışılan, en yeni  yazılara anında ulaşabilirim.

Belki bi gün bütün blog yazarları kendi kullandığı servisi kullanan blogculara karşı sergilediği dayanışmayı büyütür. Tüm blog yazarlarının dost olabileceği bir anlayış oluşur.

Belki bi gün bloglar listelenirken objektiflik ilkesine bağlı kalınır da daha iyi bloglara anında ulaşılır.

Belki tüm bunlar gerçek olur da benim gibi blog okuyucuları daha iyi yazılara ulaşmak için internette fellik fellik dolaşmak zorunda kalmaz.

Daha önce blogspot kelimesini göklere çıkardığım yazıyı okumak isterseniz: Blogspot Candır

Blogspot Uzantısı Candır

Efenim öncelikle bu bir okuyucu yazısıdır.

Efenim özetle: “blogspot” önemlidir.

Ekranınızı meşgul ettiğime göre sizin de bir blog okuyucusu olduğunuzu varsayabiliriz. Hiç dikkatinizi çekti mi bilmem. Bazı blogların adresi “blogadı,blogspot,com” şeklinde iken, bazıları “blogadı,com” şeklinde. Benim blogları gezerken ilk dikkat ettiğim mesele de budur. “blogspot” kullanan bloglar benim için daha değerlidir.

Blog yazarları kendilerini sürekli profesyonelleştirme eğiliminde olsalar da, benim için “blog” demek “amatör” demektir. Ben blogları bu yüzden okurum. İnternet mecrasında her alandan uzman sayfalar bulmak çok kolay. Eğer böyle bir ihtiyaca cevap arasam zaten bloglar da gezinme gereği duymam. 

“Amatör” kelimesi yanlış yorumlansın istemem. Kast ettiğim şey; ilglenilmeyen, saçma sapan, darma dağınık bir blog değil. Kast ettiğim şey ”İlk blog açtığınız gün hissettikleriniz”. Ben her girdiğim blog da o hissi ararım. O yüzden gözüme ilk çarpan şey adresinizde bulunan “blogspot” yazısı olur.

“Vay efendim üç kuruş verip isim aldık diye, ruhsuz mu olduk?” diye düşünüyor gibisiniz. Hatta internette, her taşın altından çıkan ‘SEO Uzmanı’  dostlar “Bu herif ne zırvalıyor be. Domain edinmek bin derde deva.” diye söylenmeye başlamıştır bile. 

Uzmanlar söylene dursun benim gözümde "blogspot": candır.

Adresinde “blogspot” bulunan bir sayfa: Yazarına maddi bir bağla bağlı değildir.
Adresinde “blogspot” bulunan bir sayfa: “herhangi biri olma” mütevazılığını gösterir.
Adresinde “blogspot” bulunan bir sayfa: Açıldığı günün izlerini taşır.
Adresinde “blogspot” bulunan bir sayfa: Unutulabilmenin riskiyle yaşar.
Adresinde “blogspot” bulunan bir sayfa: Bağımsızlığın serseriliğiyle yaklaşır.

Blogspot neden önemli

Blogspot uzantılı bir sayfayı okurken yazarın; el titremesini, gülümsemesini, kaş çatmasını, düşünceli tavırlarını, kaygılarını hisseder gibi olurum. Bu basit ayrıntı bana o adresi yazan insanın ‘nedensiz samimiliğinin göstergesi’ oluverir.

Yazımı adreslerinde “blogspot” bulunan yazarlara selam ederek bitirmek istiyorum. Zira biraz daha uzatırsam Google abimiz “ekmeğiyle oynadım” diye sinirlenip: bir kalemde üzerimi çizecek. 

Not1: “Nasıl bir okuyucu?” olduğumu merak eden varsa, oldukça maymun iştahlıyımdır. Blogdan bloğa gezerim. Mümkün olduğu kadar blog takip etmeye çalışırım. İlgimi çekmeyen blogları bile izlerim ki “belki bir yazısı ilgimi çeker” diye. Özellikle farklı bakış açıları yakalayan blogların abonesi olurum.

Not2: BLOGCU, WORDPRESS gibi uzantıları kullanan blog yazarları için yazı içinde bulunan “BLOGSPOT” kelimesini kendi uzantılarıyla değiştirmeleri yeterlidir.


Ne Yazayım?

Sayın okuyan, bloğa şöyle bir göz attım da şu; malum kanallarda yayınlanan, size yarım saatlik kısa filimler ile hayatın sırrını verdiğini düşünen, iyi yada kötü olmak üzere insanların keskin bir şekilde ikiye ayrıldığı, tek bir mesajı olan ve eğer bu mesajı almazsanız kırmızı ışıklı bir merdivenden çıkarak cehenneme gideceğiniz tehdidinde bulunan basit bir akıl verme çabasından ibaretmiş gibi bir görüntü oluştu.

Bu durumu fark eder etmez mide ekşimesi başladı ardından nefes alma güçlüğüyle birlikte soğuk bir terleme ve sonunda enseden başlayan ısının, kafamın tepesine ulaşmasıyla birlikte tam bir çöküntü hali.

Soru şu: Ne yazayım?

Şöyle bir şey de var tabi “bir şey yazmak zorunda değilsin” diye düşünmeniz gayet doğal. Mesele yazamamak yada yazacak bir şey bulamamak değil. Yazmaya başlıyorum. Bir süre sonra yazıyı blog ele geçiriyor ve bende yazıyı çöpe atmak zorunda kalıyorum.

Ne söyleyeceği önceden belli olan bir bloğu okumanın manasız olduğunu düşündüğüm için, sizden yardım istiyorum. İstediğim şey ‘gaz vermeniz’ değil. Kendi dünyanızdan bir pencere açmanız. Yazıların daha renkli olması için yardımınıza ihtiyacım var.

Bu “yazma” eylemi aslında benim için önemli bir “öğrenme” kaynağı. Birde hedeflediklerim arasında “değişim” var. Öğrendikçe değişmek,  değiştikçe öğrenmek insanın kendini eğitmesinde önemli bir yöntem bence.

Tüm bunlardan dolayı sizden beklediğim; Nasıl yazayım? Ne şekilde sunayım? Hangi konularla ilgileneyim? Hangi açıdan ele alayım? gibi bir yayını ilgilendiren her konuda fikrinizi beyan etmeniz. Bu soruları tek bir soruda toplayıp size yönelttim ve cevabınızı bekliyorum:


Ne yazayım?

Bloğa ne yazayım



Not: Yukarda ki yazı bir döneme yada bir konuya özel yazılmamıştır.

Blog yayında olduğu sürece bu yazıya gelen cevaplar değerlendirilecektir.

Yasakçı Ben


Blog açıkken;

1-Öpüşmek, sevişmek, el ele tutuşmak yasak.

2-Elektironik sigara kullanmak yasak.

3-İlk 15 dk alkol kullanmak yasak.

4-Yan sekmede +18 içerikli sitelerin bulunması yasak.

5-Başka birini dinliyormuş gibi yapmak yasak.

6-Türban takmak, saçını açmak  yasak.

7-Bebeklerin ağlaması yasak.

8-Siyasetçilerle  fantezi kurmak yasak.

9-Okumayı bitirmeden, karını ve çocuklarını dövmek yasak.

10-Cumhuriyetin, dinin, vatanın elden gittiğini düşünmek yasak.

Yukarıdaki maddelerin değiştirilmesini ,teklif etmek, düşünülemez.

yasak gardaş

Türban Ve Cinsellik: Dini Ögelere Şehvet

Bu yazının temel nedeni okuyucuların anormal derecede ”TÜRBANLI VE MİNİ ETEKLİ” başlıklı yazıma ilgi göstermesidir.Bu noktadan yola çıkarak dini öge,dini obje,dini tören gibi dine ait şeylere karşı duyulan şehvetten bahsetmeye çalıştık.

Bir yazısına ilgi gösterilmesi herkesin isteyeceği bir şey fakat bu ilgi öyle bir noktaya geldi ki artık “bir sorun var” diye düşünmeye başladım.Bazı okuyucuların “Türbanlı blogspot, türbanlı etekli(daha ilginçlerde var ama kendi okuyucumu daha fazla ifşa edemem:) )” şeklinde arama yapması beni çok güldürse de baya bi düşündürdü “Türban cinsel obje midir?” Ben de bunun nedenlerini kendimce araştırdım.Yorumlarımdan ziyade ciddi bir sorun olan “obsesif kompulsif bozukluk” konusundan bilimsel olarak bahsetmek daha faydalı olur düşüncesiyle basitçe konuyu aktarmak istedim.

türban ve cinsellik

Obsesyon:İstem dışı olarak zihne giren, bastırmaya ve unutmaya yönelik çabalara rağmen tekrar tekrar bilinç düzeyine sızarak kendini gösteren, mantık ve düşünmeyle zihinden uzaklaştırılamayan, bireye yabancı (ego-disnotik), sıkıntı ve anksiyete yaratan, yineleyici, ısrarcı, aşırı düşünce, dürtü veya imgedir.

Kompulsiyon:Anlamsız ve gereksiz olduğunun bilinmesine karşın çoğu kez obsesyonların içerdiği düşüncelerden kurtulup onları etkisiz hale getirmek için kişinin bilinç düzeyindeki aksi yönde iradesine rağmen yapılan kalplaşmış, ritüelistik, yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemlerdir.

Dini Obsesif Kompulsif Bozukluk:Belirli bir dine mensup kişilerin zihinlerinde istemsiz ve yineleyen bir şekilde inançlarına ters birtakım düşüncelerin (obsesyon) uyanması ve bunun sonucunda bu düşüncelerin etkisini azaltmak ve bunları telafi etmek amacıyla dini birtakım davranışlarda (kompulsiyon) bulunulması şeklinde kendini gösteren bir bozukluk türüdür.(Hanife Yıldız YAĞCI, SAPLANTILI DİNİ DAVRANIŞLAR(Tez), Uludağ Üniversitesi, Bursa 2006 )

Normalde sağlıklı insanlar arasında da sıkça rastladığımız obsesyon ve kompulsiyonlar vardır. Bunlar çoğunlukla normal insanlarda intruziv (girici) düşünceler olarak bulunurlar, ancak normal bireyler bu tip düşünceler aklına geldi diye rahatsızlık hissetmez ve üzerinde durmazlar. Çoğu, sorulduğu zaman belli belirsiz hatırlarlar. Bu intruziv düşüncelere örnek vermek gerekirse;
- Birini yaralama veya zarar verme isteği.
- Yakın bir arkadaşın veya bir aile üyesinin zarar görmesini veya ölümünü isteme.
- Dini öğelere küfür etme isteği veya düşüncesi.
- Yakın veya sevdiği biri veya diğer bir kişiyi kastederek "keşke ölseydi" düşüncesi.
- Saldırarak vahşi biçimde birini cezalandırma.
- Belli bir cümle, cümleciği zihinden atamama.
- Çocuğuna zarar verme (bıçak, ağır bir nesneyi fırlatma) isteği.
- Olağandışı cinsel eylemlerle ilgili düşünceler.
- Günah ya da yasak sözlerin düşünülmesi.
- Dini toplantı ve ibadetlerde yasak hayaller, görüntüler.

Obsesyona benzer bu tip düşüncelerin toplumda sıklığı %90'lara ulaşır. Obsesif Kompulsif Bozukluk 'da bu düşünceler, daha ısrarcı, yapışkan, inanılan, uzun süren, daha sık ve yoğun bir hal alırlar ve kişinin yaşamını ileri derecede olumsuz olarak etkilerler. Bu saplantılara sahip olan kişi, düşünceler üzerinde sürekli düşünür ve çoğunlukla olumsuz düşünce, yorum ve hisler geliştirir.(Psikiyatrist Güray Gülseren,web:pisikoloji)

En kısa açıklamayı toplamaya çalıştım.Tıbbî bir konu olduğu için atıp tutmak doğru olmayacaktır.Tekrar ediyorum çok ciddi sonuçları olan bir sağlık problemidir.Lütfen şüpe duyuyorsanız daha ayrıntılı araştırın ve bir sağlık kuruluşundan (biran önce) destek alın.

Böyle bir rahatsızlığınız varsa kadınları hangi kıyafete hapsederseniz edin, takıntınız sona ermez.Örneğin:Yukarıdaki resim,ressam Max Emadi tarafından yapılmıştır.Resim de kendi gözlerini kullanmıştır.Max Emadi erkektir.Bilmem, sizin için bu ‘sanatsal tepki’ bir anlam ifade etti mi? 

Not:Türban ile ilgili tüm sapkın düşünceler tek tek sıralanmamış, “TÜRBANLI VE MİNİ ETEKLİ” başlıklı yazıya duyulan ilginin “dini obsesif kompulsif bozuklukla alakası” basitçe sorgulanmıştır."TÜRBANLI VE MİNİ ETEKLİ" yazısı için tıklayınız.