Sayın okuyan, bloğa şöyle bir göz attım da şu; malum kanallarda yayınlanan, size yarım
saatlik kısa filimler ile hayatın sırrını verdiğini düşünen, iyi yada kötü
olmak üzere insanların keskin bir şekilde ikiye ayrıldığı, tek bir mesajı olan
ve eğer bu mesajı almazsanız kırmızı ışıklı bir merdivenden çıkarak cehenneme
gideceğiniz tehdidinde bulunan basit bir akıl verme çabasından ibaretmiş
gibi bir görüntü oluştu.
Bu durumu fark eder etmez mide ekşimesi başladı ardından
nefes alma güçlüğüyle birlikte soğuk bir terleme ve sonunda enseden başlayan
ısının, kafamın tepesine ulaşmasıyla birlikte tam bir çöküntü hali.
Soru şu: Ne yazayım?
Şöyle bir şey de var tabi “bir şey yazmak zorunda değilsin” diye
düşünmeniz gayet doğal. Mesele yazamamak yada yazacak bir şey bulamamak değil.
Yazmaya başlıyorum. Bir süre sonra yazıyı blog ele geçiriyor ve bende yazıyı
çöpe atmak zorunda kalıyorum.
Ne söyleyeceği önceden belli olan bir bloğu okumanın manasız
olduğunu düşündüğüm için, sizden yardım istiyorum. İstediğim şey ‘gaz vermeniz’
değil. Kendi dünyanızdan bir pencere açmanız. Yazıların daha renkli olması için
yardımınıza ihtiyacım var.
Bu “yazma” eylemi aslında benim için önemli bir “öğrenme”
kaynağı. Birde hedeflediklerim arasında “değişim” var. Öğrendikçe değişmek, değiştikçe
öğrenmek insanın kendini eğitmesinde önemli bir yöntem bence.
Tüm bunlardan dolayı sizden beklediğim; Nasıl yazayım? Ne şekilde sunayım? Hangi konularla ilgileneyim? Hangi
açıdan ele alayım? gibi bir yayını ilgilendiren her konuda fikrinizi beyan
etmeniz. Bu soruları tek bir soruda toplayıp size yönelttim ve cevabınızı
bekliyorum:
Ne yazayım?
Not: Yukarda ki yazı bir döneme yada bir konuya özel
yazılmamıştır.
Blog yayında olduğu sürece bu yazıya gelen cevaplar
değerlendirilecektir.
Kendine ve tüm okuyucularına karşı dürüst ol ve ( Cennet,cehennem,adem,havva,ilk günah vs.vs. milyonlarca sayfa Dinsel içerikli külliyatların hepsi) İnsanoğlunun ''Evrim'' sürecindeki ''Karanlık ve Ortaçağ'' ''MİSTİSİZM'nin Kalıntısı ''DİN'' lerin ''İRRASYONELLİKLRİ'' olduğunu itiraf et yeter.
YanıtlaSilSayın Panco, kendime karşı zaman zaman dürüst olabilmekle birlikte okuyucularıma asla dürüst olamayacağımı itiraf etmem gerekir.
Silİddianızın üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum ama söylediklerinizin hepsine katılmam mümkün değil.
Din adına anlatılan hikayelerin bir çoğunda mistik ögelerin bulunduğu bir gerçek, hatta dediğiniz gibi bir kısmına "akıl dışı" demek bile mümkün ama bir konu mistik ögeler içeriyor ve kısmen irrasyonel diye binlerce yıllık deneyimleri toptan yok saymakta bana göre 'rasyonel' bir davranış değil. Birde "inanç" kavramı tanımında olduğu gibi "gönülden bağlanmak"
ile ilgili o yüzden din ile ilgili her şey de mantık aramak büyük bir yanılgı.
Ben sizin kadar akılcı bir birey değilim ne yazık ki. Mesela "Tasavvuf" hep ilgimi çekmiştir. Ayrıca dürüst olmak gerekirse anlayamadığım bir biçimde yaradan ile aramda bir bağ var ve beni yaradanı seviyorum hatta onun beni sevdiğini de biliyorum. Bu yorumun üstüne bana "deli" diyebilirsiniz.:)
Ben sizin yorumunuz ile ilgili okumalar yapacağım.
Bana açtığınız pencere için teşekkür ederim Sayın Panco.
İlk insan adıyla arama motorunda çıktınız. :)
YanıtlaSilKafa'dan bekleniyorsunuz.
ohoooo.
YanıtlaSilbuna destan yazarım yaw.
örnekler vereyim.
insan, yaşam, sanat, tarih, psikoloji vb. üzerine düşüncelerini yazabilirsin.
kendi yaşamını, geçmişini öyküleştirebilirsin.
gündelik yaşam üzerine izlenimlerini, gözlemlerini yazabilirsin.
gündelik yaşamın mizahını yazabilirsin.
çevrenden herhangi birini yazabilirsin, değiştirip.
bi de bak, bilokuma bak biraz. konulara.
yaw, türkiyede konudan bol bişi yok kiii.
çok sevdiğin kitap, oyun, konser, film, dizi vb. yazabilirsin.
iş, okul, ev gibi, komikleştirerek veya dramatikleştirerek yazabilirsin.
:)
Çok güzel konulardan bahsetmişsiniz ama ben aslında şöyle bişey kast etmiştim örneğin; Muhafazakar birinin gözünden eşcinselleri öven bir yazı hazırla ama bunu dinle ilişkilendirme. Gelenekçi olsun ama evrensel bakış açısı da serpiştir...gibi farklı bir karakterden yazmak :)
Silanladım.
Silbak eşcinsel blogçular da var.
okuyabilirsin örneğin.
evet, muhafazakar olup da dinle ilişkisi olmayan da var elbette.
böle insan çok.
anadolu müslümanı diyolar ölelerine.
anladım, gelenekten yerelden evrensele.
farklı bir karakterden yazmak.
bak bu bence çok iyi bir yaklaşım.
yani şöyle anlıyorum bunu.
kişisel değil de başkasının ağzından yazmak.
çok severim bunu.
blogumda gündelik yaşamı, sekiz ayrı insanın ağzından yazıyorum. eğlenceli oluyor. çok rahat yazılıyor.
:)
Aynen eşcinsel olayı sadece örnekti. Eşcinsel blogcuları da okuyorum şimdi ayrım yaptığımı düşünmelerini istemem.:)
SilDediğin gibi farklı bir dünyadan bakmak o dünyayı yazmak istiyorum. Farklı karakterin kendi bakışıyla onun dünyasından bir parça. Bunu denemek istiyorum. Belki senin yazılarını biraz inceler ve senin ağzından yazarım :). Kim bilir ?
ben de okuyorum. pek ilgimi çekmiyor diyebilirim. bir de otçuları filan okuyorum. ama bissürüsü sallıyor, atıyor yani.
YanıtlaSil:)
bak bu nasıl yapılıyo. yolda kafede metroda gözle insanları, dinle ölesine arada. kendini onların yerine koy. nasıl bi hayatı olabilir diye. biraz gözlem az gerçek tabii kurgu da lazım oluyo filan.
:)
benim ağzımdan. ha haaa, hoşuma gider. bakalım hangi ağzımdan yazacan.
:)
karakterler, öykülerde bak.
simay, makina mühendisi.
çağla, liseli.
gece, çellist.
model, bir manken.
lena, resim öğrencisi ve balerin.
züleyha, fakülte mezunu ev kızı.
asmira, avm'de tazgahtar.
derin ise bir detektif.
:)
Çok iyi ama yazıları iyice incelemem lazım. Bana bi süre müsade et. Bu iş olur. :)
Siltemam.
Sil:)
İçinden geldiği gibi gözlemlediklerini,hayat biçimini yaz be kardeşim:)Yeni başlayanlar için bu tür durumlar çok normal. Ama zaman geçmiş ve sen bir bakmışsın ki ohooo:).Başarılar dilerim..
YanıtlaSil@Kitap Cumhuriyetim, Teşekkürler öneriler için. :)
YanıtlaSiletkilenmemek adına yorumları okumadan yoruma geçtim :)
YanıtlaSilinsanı yazmak en güzeli sanırım.
ilkini, gözüne batanı,teğet geçeni,uzak duranı...
insanı en çok insan yoruyor ama insan besliyor yine.